9 Ocak 2017 Pazartesi

SIKILIYORUM

Uzun, upuzun bir aradan sonra aklıma benim bir zamanlar bir adet güzide blogum olduğu geldi. Uzunca bir dönem yazı işlerimi Türk Gitar'da yürütüp bütün ilgimi ve alakamı oraya verince zaten bir Halide Edip Adıvar eseriymişçesine Sinekli Bakkal cosplayi yapan blogumu boşlamam aslında pek de kimselerin iplediği bir durum olmadı. Yine son dönemde iş, güç, adam olma mücadelesi, karı kıza ilgi ve alaka gösterip kendinden ödün verme gibi çok vakit alan şeylere vakit ayırınca içerik üretmek, topluma fayda sağlamak, yaratıcı olmak gibi aktivitelerim twitter ile sınırlı kalıverdi. Peki, şimdi siz soracaksınız; 'lan gavat, madem o kadar yoğunsun, meşgulsün, yapacak şeylerin var, nereden aklına geldi şimdi bir şeyler yazmak?'

Aklına bu soruyu sormayı getiremeyen bommmmboşşş adamlar için de ben bir hatırlatma yapmış olup cevabı vereyim: 'SIKILIYORUM HAJUM'.

Yazının başlığından da anlayacağınız üzere konu sıkılmak. Özellikle günümüz genç-orta yaşlı boş insanlarında görülen bir durum sıkılmak. Çünkü elinin altında bir ton imkan varken yalnızca sıkıldım deyip sızlanarak ilgi görmeyi bekleyen arsız insanlar oluyor bunlar. Şimdi düşündüğümüzde kitap okumaz, müzik zevki vasat Türkçe popun 2-3 hitinden öteye gitmez, instagram timeline'ı akmayınca çıldıran, 1-2 hit yabancı diziyi popüler olmak için izleyen ve hayatı için elini taşın altına koymaktansa gördüğü taşa gözyaşı döken, hatta taşları da denize döken, minik hezeyanlar ile tatlı bir bahar yelinden farksız isyanlarını kusan bir güruhtan söz ediyoruz. Lakin sorsak dertleri çok büyük tabii.

Genelde komik olan yazılarım bu kadar sosyolojik analiz şelalesi ve toplumsal eleştiri bombardımana bürününce aslında ben de hem kendimi yadırgadım hem de kendime usulca bir 'eee sikik?' demeyi ihmal etmedim. Zira nereye bağlanacak bu yazı?

Bendeniz çok önemli bir insan ve tam 2 kişinin yaşam koçu olduğum için bu yazının devamında bomboş insanların sıkıldıklarında yapabilecekleri birkaç öneride bulunacağım. Dilerseniz listemiz başlasın.


1) İddaa Oynayın!

KAMU SPOTU: Fikret Engin her programda der ki; ''Kendinizi zor duruma düşürecek oyunlardan kaçının, ben size oynayın mı diyorum ulan, fatura parasını basıyor bana küfrediyor pezevenk.''

Ben Fikret Engin değilim, ben oynayın diyorum. Ama ben maç vermem. Çünkü iddaa oynamanın güzelliği o bültenden maçları kendi emeğinle ayıklayabilmektir. Özellikle dersinizi iddaa bayiinde çalışıyor iseniz 'LEVERKUSEN ANANU SİKEYUM DAA' benzeri sesler ile sıkıntınızın minik bir gülümseme ile dağılacağının da garantisini verebilirim. He spoiler verecek olursam sonunda yatıyorsunuz arkadaşlar. Çok oynamamakta fayda var. Karınızı 2 orana basıp 2 tane karım olacak umuduna girerseniz karınızı elinizden alırlar.

Bu maddenin bir diğer güzide kısmı ise maçkolik forumlarında orospu çocukluğu yapmak. Bakın çok açık bir şekilde anne ismine kötü bir sıfat yükleyerek bir teşbihte bulundum lakin bunun daha farklı bir açıklaması maalesef yok. Maçkolik forumlarını bilen bilir. Bilmeyen için ise; bir gol için dakikalarını bir cehennem azabı gibi telefonun yahut bilgisayarın başında çaresizce harcayan koca yürekli bahisseverlerin umutlarını sömüren bir güruhtur bu. Maç bitimine yakın çıkıp 'dep pen6' yazıp insanları kandırır ve bundan zevk alırlar. Maç sonunda ise yatanlarla dalga geçip 'yallah bayiye hahahah paranızı yiyorum ulan' yazarlar. He ben tabii ki yapmıyorum böyle şeyler :):))):)

Ne demiş üstad Cihat Akbel;

''ilk yarı ben, ikinci yarı sen.
ilk yarı ben, ikinci yarı biz...''

Son olarak bu maddenin en ama en can alıcı kısmı ise aşağıdaki güzide sestir. Bu ses, yeryüzünde Barış Manço'dan, Mikael Akerfeldt'ten ve daha birçok kaymak gibi sesi olan sanatçıdan daha huzur verici bir sestir. Buyrun.


2) İkinci madde yok. Herkesi yeni kurduğumuz bahis sitesi oğulbet276.com'a bekliyoruz arkadaşlar.

HAHAHAHAH ŞAKA ŞAKA. İkinci madde geliyor.

2) Fake Hesap İle Trolllük Yapın!

Ne kadar fake? Kime göre fake? Bu bir çelişki midir? Aklınıza Ceyhun Yılmaz'ı getirdiğime göre bu maddenin aşırı doluluğuna, mizah nehrinden denize dökülen açık havzalılığına bir göz atalım isterseniz. 

Twitter, forum siteleri, facebook grupları, twitch, youtube video altı yorumları ve daha bir sürü mecra sizi bekliyor! Hatta ve hatta bu işi büyütüp ilgi arsızlığına ve can sıkıntına muhteşem bir darbe mi vurmak istiyorsun? Öyleyse hizmet sektöründe asgari ücretle çalışan ve 3 kuruşluk siparişlerinle müşteri memnuniyeti sağlamak için ilgilenen yemeksepeti vb. sitelerin canlı destek hatlarını sikik zevklerin için meşgul et! Unutma! İnsanları kızdırıp sinirlerini bozarsan çok cool olursun ve çok eğlenirsin. Bunu kesinlikle yapmalısın.

Yine bir anda toplumsal eleştiriye bağladık. Hemen yeni madde.

3) Ekşi Sözlükte Takılın!

Bildiğim kadarı ile üyelik alınmıyor. Ancak olsun. Binlerce dingilin bir araya gelerek vasat fikirlerini otoriteymişçesine kustuğu bu platformu okumak aslında çok eğlenceli. Başlarda ne zaman okusam küfrederdim. Normalde asla açmaz, ancak konser, albüm ve de hakikaten underrated kalmış yabancı diziler için bu dingiller neler yazmış onlara bir göz gezdirirdim. Fakat son zamanlar listemizin 2. maddesinde de belirttiğim gibi sosyal medya trolllerinin çoğalması benim ekşi sözlük üzerine olan ilgimi arttırdı. Bu maddeyi bir yere bağlamayacağım. Bir gün kendinizi sıkın ve belli sıklıklarla ekşi sözlüğe girerek okuyun. Demek istediğimi anlayacaksınız.

4) Dışarı Çıkın! (Ve bunu kanıtlamak için snapchat/instasnap kullanın)

Arkadaşlar son zamanlarda unutulan bir şey var. Dışarı çıkmak! Örnek verecek olursak ben işim olmadığı sürece dışarı çıkmam çünkü akıllı bir insanım. Dışarıda insanlar var ve çok fazlalar. Bu da yetmezmiş gibi hepsinin elinde telefon var. Ya bu amk insanları durmadan fotoğraf çekiyorlar. Ben anlamıyorum 500 yıllık ölü ağaç var onun bile fotosunu çeken dingil var aq. Manyak mısınız lan siz. Neyini çekiyosun ağacın rahat bırak ağacı.

5) Sokaktaki Kedileri Sahiplenin!

Son dönemde bu da moda. Ancak ben size bundan daha da tehlikeli bir şeyden söz etmek istiyorum. Bundan kısa bir süre önce instagram üyelik sözleşmesinin sonunda 'koşulları okudum ve kedim var' seçeneğini işaretlemeniz gerekiyordu malum. Aksi halde instagram sizi kabul etmiyordu. Bu akımın yarattığı toplumsal bozukluk maalesef sokakları da ele geçirmiş durumda. Zira eskiden sokakta bulduğu kediyi kayıp sanıp anasından babasından ayıran vicdansızların yanında bir de tatlı su twitter kullanıcıları çıktı. Sokakta bulduğu kediyi çekip 'sokakta buldum birisi sahiplensin çok tatlı' falan yazıp her eve bir kedi kampanyası sözcülüğünü yürütüyorlar resmen. Lan rahat bırakın hayvanları. Özellikle de karı kız tavlayacam diye hayvanların özgürlüğünü kısıtlayan sırtlanlar.

6) Siyaseyle İlgilenin!

Hapse atılmamak için açıklama girmiyorum. Siyaset çok süper lan.

7) Ailenizle Vakit Geçirin!

Ve görün ki onlar sizden beter olmuş. Anneannem günde 28 el okey oynuyor ya telefondan. Yakında 'oralet çek!' diye bir app yazarsa yemin ederim şaşırmam. Belirli günler ve haftalar kitabından hallice bir aile hayatı hüküm sürmekte evlerde. Sağlıklı bir şekilde 1 saat ve üzeri iletişimi ancak birimizin doğum gününde falan kuruyoruz. 

Evet arkadaşlar, sıkılan arkadaşlar için yapabilecekleri bazı şeyleri derlediğimiz bu kreatif listeyi noktalayarak yine aynı derecede kreatif olan snapchat filtrelerini deneyerek neşeme neşe katmaya gidiyorum. Hayatımda enteresan ve komik olaylar eskisi kadar olmasa da olmaya devam ediyor. Aklıma geldikçe yazarım. Tşk.

Not: Teskeresi gelmiş asker gibi yatmayın, bir şeyler yapın ulan.

21 Kasım 2015 Cumartesi

Milli Takım Arası (Aşırı Kalitesiz Şiir)

15 gün sokuyorsun araya,
Zevksiz maçlar uğruna,
Yettin artık Allah'ın cezası,
Allah belanı versin Milli Takım Arası.

Ben ligimi istiyorum, anamın ligini,
Veremem hazırlık maçlarına bütün ilgimi,
Git uzaklara, topla tarağı tası,
Allah belanı versin Milli Takım Arası.

Çoluk çocuk Beşiktaş'ı soruyor,
Benim yüreğim kan ağlıyor,
Sattılar bu hafta hayatımızı,
Allah belanı versin Milli Takım Arası.

Kiminin tadı yok, kimininse parası,
Hafta sonları olmuş kömür karası,
Nasıl geçecek bu haftanın yarası,
Allah belanı versin Milli Takım Arası

Alınan nefes verilmiyor,
Ligsiz hayat geçmiyor,
Gözümde yaş, gönlümde sızı,
Amına koyayım Milli Takım Arası.

19 Şubat 2015 Perşembe

Düz Yazı

Oldukça düz yazı

____________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________

15 Aralık 2014 Pazartesi

Fotomaç Gazetesi Transfer Haberi Örneği

MESSI FENER'E Mİ?

Transfer sezonuna henüz girmemişken İspanyol basınında şok bir iddia ortaya atıldı. Aziz Yıldırım'ın ''sikicez onları sikicez'' açıklamalarının ardından harekete geçen Fenerbahçe transfer komitesi bombayı patlatmak üzere!

SPONSORLARLA GÖRÜŞÜLÜYOR

Forma sponsoru bile bulamamış olmasına rağmen Messi'yi getirecek sponsoru bulmayı başaran Fenerbahçe'nin masraflarının yarısını Koç Holding karşılayacak. Kalan yarısını da Aziz Başkan cebinden verecek, Arjantinli sarı-lacivert formayı giyecek!

MENAJERİ DE ONAYLADI

Messi'nin menajeri Ohne Berater geçtiğimiz günlerde Almanya'nın Spüssekleuhr isimli gece kulübündeydi. Almanya'daki muhabirlerimizin 'Messi? Fener? Geliyor?' sorusuna 'kafam şimdi taşak gibi' yanıtını veren Ohne Berater bu transferi bir bir bakıma müjdeledi.

ORTEGA'NIN DA PAYI BÜYÜK

Fenerbahçe'nin efsanelerinden Ariel Ortega'yı telefonla arayan Messi ''Alo Ariel, beni Fenerbahçe'den istiyorlar. Biliyorum çok büyük kulüp, ama sana sormadan asla gidemezdim. Ne diyorsun?'' dedi. Ortega'da cevapladı. ''Düşünme bile!'' Ortega'nın cevabını duyan Messi hemen Aziz Yıldırım'ı arayarak ''Getirin boş mukaveleyi imzalayayım, para sorun değil'' dedi. Telefon hatlarını ele geçirdiğimiz için bu konuşmaları da size birebir olarak aktardık.

KAÇ NUMARAYI GİYECEK

Belli değil.

31 Ağustos 2014 Pazar

Çayı Şekersiz İçmek Üzerine Sohbetler

Ben kendimi bildim bileli oldukça büyük bir bardakta 4'ten başlayarak, 5'e 6'ya çıkabilen şeker sayıları ile çay içen, küçük klasik çay bardaklarındaki çaya bile 2-3 şeker atan bir insandım. Ta ki bundan birkaç ay öncesine kadar...

Misafirliğe gitmiştim. Bize çay ikram edilmişti. Çayı şekersiz içen bir abinin o kaşıksız bardağı tek eliyle alışı, o bardağı ağzına götürüşü, o çayı içişi beni olumlu anlamda mahvetmişti. Ben de bunu yapıp karizmama karizma katacaktım.  Tam bu düşüncelerden arındığım anda tepsi önümdeydi. Tepsinin köşesindeki şekerlik beni diliyle 'lililili' yapan bir hanımefendiymişçesine tahrik ediyordu. Fakat yoo dostum dedim. Çayı aldım. Şeker istemiyorum diye de ekledim.

İnce belli çay bardağını yavaşça ağzıma götürdüm. Bir yudum aldım. Bu bambaşka bir şeydi. İçtiğim en zıkkım şey olabilirdi. Bu ne böyle dedim. Mevzu bahsini üstte geçirdiğim abi bana gülerek adeta güneş çıkaran bir gülümseme ile çayın tadı böyle çıkar Oğul dedi. Sanırım alışmam gerekecekti. Çayımı yılan ısırmış da can çekişiyormuşçasına bitirdim. Ve ikinci çayı istemeden eve gittim.

Bu hadiseden bir hafta sonra arkadaşım ile bir kafeye oturduk. Ne içelim diye çılgın düşüncelere daldıktan sonra müthiş ve şeytanın aklına gelmeyecek bir fikir ile çay içelim dedik. Çaylar geldi. Şekere yeltendim. Unutmuştum. Ama neyseki arkadaşım beni uyardı: 'Ne yapıyorsun sen?'

Şaşırmıştım. Ne yapıyordum ben? Arkadaşım çaya şeker mi atacaksın sen diye bir soru sordu. Neden diye karşıladım. Çayın tadını öldürüyorsun, çay dediğin şekersiz içilir. Çayı şekerli içen erkek vurduruyordur dedi. Hayretler içinde kaldım. Ben vurdurmamalıydım. Hızlı bir el hareketiyle şekeri yerine bıraktım ve bir erkek gibi çayı yudumladım. O gün o çayın tadı erkekliğimi kanıtlama pahasına içmiş olmama rağmen yine zıkkım gibiydi. Allahım diyordum, ben bu çayın tadını nasıl alacağım? Daha sonra evde çay demleyip antrenman yapmaya karar kıldım.

Ara sıra evde şekersiz çayımı eziyet çeke çeke içtim. Ve gün bugüne geldi. Arkadaşlar ben çay içmeyi bıraktım. Şekersiz çay mı içilir amına koyayım ya. Böyle bir şey olabilir mi? Size çay şekersiz içilir raconu keseni öldürün gömün başka da bir şey demiyorum. İyi günler dilerim.

15 Ağustos 2014 Cuma

Eksiltili Cümle Kullanım Noktaları (Hayat Özel)

Merhaba. Şimdi size eksiltili cümleler ve Divan Edebiyatı arasındaki ilişkiden söz etmeyeceğim. Çünkü bu linkle tıkladıysanız Divan Edebiyatının şu an için sikinizde dahi olmaması gerekir. Normal şartlarda sevip sayılabilir, bir sıkıntımız yok. Bu yazı virgül!! günlük yaşantımızda eksiltili cümleleri hangi alanlarda efektif olarak ve de kişisel çıkarlarımız uğruna kullanabileceğimize kendi bulabildiğim örnekleri verecek.

1 (BİR) - ATEİST İSENİZ ÇOK KULLANIŞLIDIR!

Bugün başıma gelen ve de bu yazıyı yazmama olanak veren bir olayı anlatmak istiyorum. Apartmanımızda yaşlı bir amca var. Ben de işten erken çıkmanın haklı mutluluğuyla biralarımı alıp eve geliyordum. Elimde siyah poşetim ile amcam bana sevgi dolu bir gülümse ile seslendi: 'MERHABAĞLAR' Ben de buna karşın hemen MERHABA AMCA diyerek sağlam bir kontra yaptım fakat amca bunun altında kalmadı. Muhtemelen elimdeki günahkar siyahı rengi poşeti görmemiş olacak ki talihsizce 'HAYIRLI CUMALAR' dedi. Eskiden çok komik arkadaşlarım vardı ve de çarşamba günleri yoldan geçenlere hayırlı cumalar derlerdi, size de derlerse sanki çok komik bir şeymiş gibi kahkahalar atarlardı pezevenkler. Amcanın böyle bir oyun yapma ihtimali nedense aklıma gelmiş olsa da sonra bugün cuma lan dedim kendi kendime. (Evet bugün cuma) Ve sonra da ne ateist ne de müslüman bir birey olarak cuma günü bana bir şey ifade etmediğinden adamın karşısında 1 (bir) saniyelik 1 (bir) tereddütte kaldım, merdivenden 1 (bir) basamak daha kat ettim. Sonra 'eheh sana da.............' dedim. Fakat HAYIRLI CUMALAR dememiştim. Hem kendi içimde ben mutluydum hem amca mutluydu hem de günahkar siyahı içi bira dolu poşetim mutluydu. Bu da yetmezmiş gibi eksiltili bir cümle ile AN kurtarmıştım.

2 (İKİ) - KIZ İSENİZ VE DE ÇIKMA TEKLİFİ ALIYORSANIZ KENDİNİZE İHTİMAL SAĞLAR

Bu örnek için asla başıma gelmeyen fakat bir kızın başına her saniye gelebilecek bir durumdan söz edeceğim. Bir erkek eğer hıyar değilse bir kıza 'YA MÖRVÖ BÖNÖMLÖ ÇOKOR MOSON' diye bir teklifte bulunmaz. Doğru olan 'Merve, ben senden çok hoşlanıyorum' (dolaylı tümleç seni, yüklem seviyorum olarak edite edilebilir) kalıbındaki bir girizgahdır. Eğer eksiltili cümleden yararlanmak istiyorsanız eril bireyin ikinci cümlesine geçiş yapmadan hızlı bir şekilde konuşmaya penetre edip 'Ben de..............' eksiltili cümlesini yapıştırıyoruz. Peki bu size ne katar? Hemen yazalım ihtimalleri.

a) Ben de senden hoşlanıyorum :))))))))))
b) Ben de senden değil de Veli'den hoşlanıyorum
c) Bende (evet, o bağlaç sandı ama KİM BİLCEK?) AIDS var.
d) Ben de lezbiyenim bu arada karı kız falan işini biliyon ibne evladı.
e) Ben de alışveriş yapmaktan hoşlanıyorum ama bunu ona söylemiyorum!!!
f) Bende(evet yine o oyun) ne buldun yaaaaaa şapşallllll (bunu yazdım ama yapmayın aq nolur)

Gördüğünüz gibi biri önerilmeyen totalde 6 ihtimal size sonrası için zaman ve de belki de başka şeyler daha kazandırdı.

3 (ÜÇ) - UTANGAÇSANIZ VE DE ORTAMDA BİR ŞEY İSTEYECEKSENİZ HAYAT KURTARIR

Bu örnek aklıma nasıl geldi inanın bilmiyorum. Fakat şöyle bir ortam imajine edin lütfen. Utangaç bir bireysiniz, arkadaşlarınızla bardasınız. (Aslında mantıksız oldu çünkü utangaç bireyler bara gitmez) Bir şey isteyeceksiniz FAKAT İSTEYEMİYOR MUSUNUZ? O zaman birisinin sipariş vermesini beklemek ve de gelen sipariş esnasında bir adet 'bana da...............' patlatmak için pusuya yatmak icap ediyor. Hemen canlandıralım.

Sosyal arkadaşımız: Bakar mısınız? (tercih ettiği elini kaldırır, eliyle 1 (bir) işareti yapar)
Barmen: Buyrun efendim.
Sosyal arkadaşımız: Başkan bi bira doldurcan mı be
BURADA BİZ ADETA DALIYORUZ VE DE EKLİYORUZ; bana da......................
Barmen biraları getirir. Mutlu son.

4 (DÖRT) - İNGİLİZCE KURSU?

Bakırköy'de ikamet ediyorum ve de buraya yolu düşen herkes meydandaki 'İNGİLİZCE EĞİTİM İSTER MİSİNİZ?' muhabbetini biliyordur. Buna da muhteşem bir eksiltili cümleli cevap geliştirdim.

HAYIR..... (HAYIR, İSTEMİYORUM)

5 (BEŞ) - SEKSİ BİR ŞEYLER YAZIYORSANIZ INTROYA MUAZZAM KARİZMA KATAR

Her seksi yazı eksiltili cümleyle mi başlar? Her eksiltili cümleyle başlayan yazı seksi midir? Bu sikkoluğu bir kenara koyarsak şöyle bir örnek vermek istiyorum.

''Siyah... Hemi de günahkar bir siyah... Alkol içerikli şişeleri yutmuş bir siyah...'' - Benim ilk maddede bahsettiğim biralarıma dair yazacağım kitabın girişinden alıntıdır. (2014)

Böyle bir introya sahip x bir yazının yine x bir kişi tarafından okunmaması için bir sebep = BENCE YOK

12 Eylül 2013 Perşembe

Müziğin Yaşantımızdaki Muhteşem Yönleri

Müzik birçok insan gibi benim de hayatımın vazgeçilmezidir. Öyle ki günde en az 4 saatimi kulaklığımla birliktelik yaşayarak geçiriyorum. Peki bu zıkkım şey nasıl bir insanı bu kadar bağımlı yapıyor, neden yani diye düşünmeye başladım. Ve fazlasıyla kısa bir süre sonra kendimi eski sevgilimi düşünürken buldum.

Burdan da anlayacağımız gibi müziğin çok fazla duygusal ögesi var. İnsanları ağlatan, bileklerini kestiren, tecavüz ettiren müzikler var. Şaka şaka tecavüz ettirmiyor. Yalan orası. Sevgililerin yüksek çoğunluğunun birbirlerine ithaf ettiği şarkılar bile hayatımızda bu kadar büyük rol oynuyorken 'neden müzik aga ?' diye sormak sanırım haksızlık oluyor.


Eski sevgili konusu açılmışken bir de olası kavgalardan ya da ayrılıklardan sonra sadece isimleriyle bile eski kız arkadaşa gönderme yapabiliyorsunuz müziklerle. Çok saçma hareket evet ancak yapmayan da çok az. Örnek verecek olursak 'Ah Ulan Ah Ben de Seni Sevdi Sanmıştım Hayırsız Hatun' isminde bir şarkı paylaşıp karşı tarafın bütün dünyasını başını yıkabilirsiniz. Fakat karşıdan gelecek kontraya hazırlıklı olmak lazım. 'Bak Kardeşim, Fazlasıyla Uyuzlaştın Son Zamanlarda, Kalbini Kırdırma Bana' isminde bir şarkıyla karşı karşıya kaldığımız zaman diyecek sözümüz kalmaz kesinlikle.

Bir de hastalığı olanlar var. Son ses olarak belli bir doz almadan rahat edemeyen insanlar. Muhtemelen ben de kendimi bu gruba dahil edeceğim çünkü müzik bağımlısıyım. İlla bir şekilde dinliyorum. Dinlemediğim zaman kendimi ciddi derecede rahatsız hissediyorum. Ve inancım o yönde ki aşaması ilerlememiş olsa da insanların yüksek bir yüzdesinde bu hastalık var. Neyse kanser olacağımıza... (Aslında bir şekilde kanser-konser ilişkisi kurup yıkacaktım sizi fakat yaratıcılığım müsaade etmedi.)

Ayrıca müzikler bizi mutlu ediyorlar. Yani kim çocukluğunda duyduğu ve sevdiği bir şarkıyı yıllar sonra tekrar dinlediğinde sevinmez ki. Ya da en sevdiği şarkı radyoda çalmaya başladığında ? Yazlıkta hit pop müziklerinin arasında az Highway To Hell, Black Ice çalmadı. Hepsinde yüksek sesle eşlik edip madırfakır sesimle kendimi rezil ettim lakin mutlu oldum.

Ayrıca enstrüman çalmak gibi muhteşem bir olay var ki müziği kendimiz icra edebiliyoruz. Fakat buradan birtakım çevrelere sert yapacağım. Evet, gitar alıp Akdeniz Akşamları ile kız kaldırmaya çalışan gençler, sözüm size. Yapmayın.

Yazımın sonuna gelmişken müzik ile ilgili bir anımı anlatıp bitireyim. Ortaokulda ibne bir müzik hocamız vardı. Kaset falan çıkarmıştı eleman, okulda kral gibi dolanıyordu işte. Seveni de pek yoktu. Bize de melodika çaldırıyordu. Benim de müzik enstrümanları açısından şansım hiç yaver gitmemiştir. Yetenek yok çünkü. Belki bateri çalabileceğime inanıyorum fakat denemedim. Neyse konu bu değil. Bu herif 'sende yetenek var güzel çalıyorsun' falan diyip beni gaza getirdi ve koroya aldı. Bütün okul önünde çalacaktık. Ben de düzgün çalışmamıştım zaten, yetersizdim. Üflemeden oynatırım parmaklarımı dedim. Çıktık en son sahneye, sahne dediğim de merdivenden çıkıyorsun okula giriş kısmı. Geniştir baya. 30 öğrenci falanız. Başladık ben üflemiyorum, sonra ne olduysa yandaki arkadaş koluma vuruyor niye üflemiyon göt der gibi. Ben de gaza gelip üfleyip random notalara basmaya başladım. Meğersem çok sağlam solo atmışım, herkes deli oluyor alkışlıyorlar falan. Sonra müzik hocası yeni kasedime solo yazar mısın falan dedi ancak ben adamı sevmediğim için reddettim. Bir ay sonra İstiklâl Marşı'nı çalarken melodikamı kırdım. Bu da böyle bir anımdır.